Estetik operasyon yaptıran hastalarda pişmanlık ne sıklıkla görülüyor?
Op. Dr. Arash Jafari:
Estetik operasyon yapılan hastalarda pişmanlık çok nadir gözüküyor. Tabi o anki çevresel faktörler, örneğin meme büyütme ameliyatını konuştuğumuzda hastanın çevresi, ailesi ve arkadaşları da ona bu yönde destek olabiliyor. Ancak bir ay, iki ay sonra hastalar bu duruma alıştıklarında “keşke daha…” gibi düşüncelere girebiliyorlar.
Bunu birkaç kez yaşadım. O yüzden ameliyat öncesi hastalarla enine boyuna her şeyi konuşmak ve hastaları doğru şekilde bilgilendirmek çok önemli. Hastalar bu süreci çok iyi bilmiyorlar ve çevresel faktörler de etkili oluyor. Bu noktada esas iş doktorda bitiyor.
Özellikle çok büyük göğüs isteyen ya da büyük implant talep eden hastalara, ileride doğabilecek sorunları detaylı şekilde anlatmamız gerekiyor. Yani estetik operasyon sonrası pişmanlık genellikle ameliyatın kendisinden değil, “keşke daha fazla olsaydı” ya da “keşke daha az olsaydı” gibi detaylardan kaynaklanabiliyor.
Pişmanlık yaşayan hastaların en büyük nedeni ne oluyor?
Op. Dr. Arash Jafari:
En büyük neden genellikle o anki çevresel etkiler, moda ve trendler oluyor. O dönemde moda neyi gerektiriyorsa hastalar da ona yöneliyor. Ancak trend geçtikten sonra “keşke yaptırmasaydım” diyebiliyorlar.
Örneğin bir dönem kalkık kaş çok modaydı ve herkes bunu istiyordu. Ancak zamanla mimiklerin kısıtlandığını fark eden hastalar pişmanlık yaşayabiliyor. Ya da rinoplasti ameliyatında çok küçük ve dar bir burun isteyen kişiler, bunun yüzlerine yapay durduğunu düşündüklerinde benzer pişmanlıklar yaşayabiliyor.
Bunun dışında en önemli konulardan biri de yanlış merkez ve doktor seçimi. Daha ucuz olduğu için uygun olmayan şartlarda ameliyat olan hastalar, ciddi komplikasyonlarla karşılaştıklarında büyük pişmanlık yaşayabiliyor. Bu durumun geri dönüşü ve telafisi de oldukça zor oluyor. Bu nedenle karar verirken her şeyin A’dan Z’ye düşünülmesi gerekiyor.
Sosyal medya ve filtrelerin bu pişmanlıklarda etkisi var mı?
Op. Dr. Arash Jafari:
Sosyal medya, filtreler ve yapay zeka uygulamaları bu konuda ciddi bir etkiye sahip. Hastalar bu uygulamalarla kendi yüzlerini ve fiziklerini değiştirip, doktordan da aynı sonucu talep edebiliyorlar.
Bu noktada doktorun çok net bir şekilde bilgilendirme yapması gerekiyor. Çünkü bu filtre uygulamaları hastaların psikolojisini ciddi anlamda etkileyebiliyor. Zamanla insanlar kendi gerçek hallerini değil, filtreli hallerini gerçek sanmaya başlıyor.
Ben şahsen filtre ya da yapay zeka görüntüsüyle gelen hastaları bu şekilde kabul etmiyorum ve o görüntüye ulaşacakları yönünde asla taahhütte bulunmuyorum.
“Keşke yaptırmasaydım” diyen hastalarda ortak bir profil var mı?
Op. Dr. Arash Jafari:
Evet, bu tarz hastalar olabiliyor. Genellikle çevresel etkilerle karar veren ve yeterince bilgilendirilmemiş kişilerde bu durum daha sık görülüyor.
Örneğin abartılı dudak, çok kavisli burun gibi taleplerle gelen hastalar oluyor. Ancak doğru bilgilendirme yapıldığında hastaların büyük bir kısmı bu kararlarından vazgeçiyor.
Hastalar yeterince bilgilendirilmeden ameliyat olursa sonrasında pişmanlık yaşayabiliyorlar. Bu da hem hastalar hem de hekimler açısından sorunlara yol açabiliyor. Bu yüzden ameliyat öncesi detaylı bilgilendirme, tüm sürecin açıkça anlatılması ve yazılı onam alınması büyük önem taşıyor.
Doğru hasta – doğru operasyon uyumu nasıl sağlanmalı?
Op. Dr. Arash Jafari:
Benim her zaman söylediğim bir şey var: Bir ameliyatı nasıl yapacağını bilen doktor iyi doktordur. Ama ondan daha iyi doktor, gerektiğinde hastaya “hayır” diyebilen doktordur.
Hastalar neyin doğru, neyin sağlıklı olduğunu her zaman bilemeyebilir. Bu nedenle doktorun doğru yönlendirmesi çok önemlidir.
Örneğin çok büyük göğüs isteyen bir hastaya ileride oluşabilecek sırt ve boyun ağrılarını, sarkma riskini anlatırım ve hastayla orta yolu bulmaya çalışırım. Aynı şekilde yüzüne yakışmayacak burun, aşırı dolgun dudak gibi taleplerde de hastayı doğru yönlendirmek gerekir.
Bu nedenle doğru hasta ve doğru ellerle yapılan uygulamalar uyumu bu alanın en önemli noktalarından biridir.

