Konya’nın Çumra ilçesinde bulunan Çatalhöyük Neolitik Kenti, insanlığın avcılık ve toplayıcılıktan yerleşik yaşama geçiş sürecini gösteren en önemli arkeolojik alanlardan biri olarak öne çıkıyor. İlk yerleşim izleri MÖ 7400’lü yıllara uzanan alan, yaklaşık 9 bin yıllık geçmişiyle barınma, üretim, inanç ve sosyal yaşam biçimlerine ilişkin önemli veriler sunuyor.
Yaklaşık 14 hektarlık bir alanı kapsayan Çatalhöyük, 2012 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor.
Sokaksız yerleşim düzeni dikkat çekiyor
Çatalhöyük’ün en belirgin özelliklerinden biri, günümüz şehirlerinden tamamen farklı bir yerleşim anlayışına sahip olması.
Evler birbirine bitişik şekilde inşa edilirken yapılar arasında sokak bulunmuyordu. Evlerin içine çatılarda bulunan açıklıklardan merdiven yardımıyla giriliyordu.
Bu nedenle çatılar yalnızca yapıların üst bölümü olarak değil, yerleşim içindeki günlük hareketin bir parçası olarak da kullanılıyordu.
Tek katlı evlerin yapımında kerpiç, ahşap ve kamış tercih ediliyordu. Evlerin içerisinde ocaklar ve depolama bölümleri bulunurken duvar yüzeyleri sıvanıyor ve farklı renklerle süsleniyordu.
Çatalhöyük’te 18 Neolitik yerleşim katmanı bulundu
Çatalhöyük, Doğu Höyüğü ve Batı Höyüğü olmak üzere iki bölümden oluşuyor.
Doğu Höyüğü’nde MÖ 7400 ile 6200 yılları arasına tarihlenen 18 Neolitik yerleşim katmanı bulunuyor. Batı Höyüğü ise MÖ 6200 ile 5200 yılları arasındaki Kalkolitik Dönem’in izlerini taşıyor.
Yerleşimde kullanılan evlerin ömrü tamamlandığında yapıların içi toprakla dolduruluyor ve üzerlerine yeni evler yapılıyordu.
Bu uygulamanın uzun yıllar devam etmesi sonucu yapı katları üst üste birikti. Günümüzde ortaya çıkarılan bu katmanlar, Çatalhöyük’te yaşayan toplulukların günlük hayatının zaman içerisindeki değişimini inceleme imkânı sağlıyor.
Duvar resimleri ve hayvan figürleri günümüze ulaştı
Çatalhöyük’te bulunan eserler yalnızca ev kalıntılarıyla sınırlı değil.
Evlerin iç duvarlarında yer alan resimler, kabartmalar ve hayvan figürleri, Neolitik Dönem’de yaşayan insanların sanatsal üretimleri ve inanç dünyası hakkında önemli bilgiler veriyor.
Duvarlarda sarı, kırmızı ve siyah renklerin kullanıldığı resimlerin yanı sıra boğa, koç ve geyik başlarının yer aldığı düzenlemeler bulunuyor.
İnsan ve hayvan figürlerinden oluşan kabartmalar da Çatalhöyük’ün dikkat çeken arkeolojik buluntuları arasında yer alıyor.
Yerleşimde bulunan ve bir yerleşim planını gösterdiği düşünülen duvar resmi de tarih öncesi sanatın önemli örnekleri arasında değerlendiriliyor. Resmin neyi anlattığı konusunda ise farklı bilimsel yorumlar bulunuyor.
Tarım ve günlük yaşamın izleri ortaya çıkarıldı
Çatalhöyük’teki kazılar, yerleşik hayata geçişle birlikte insanların üretim ve beslenme biçimlerinde yaşanan değişime de ışık tutuyor.
Buluntular, bölgede yaşayan toplulukların avcılık ve toplayıcılığın yanı sıra tarımla da uğraştığını gösteriyor.
Evlerde kullanılan depolama alanları, ocaklar, çeşitli araçlar ve günlük yaşam eşyaları, binlerce yıl önceki ev hayatının anlaşılmasını sağlıyor.
Pişmiş topraktan üretilen damga mühürler, heykelcikler ve farklı sanatsal objeler ise Çatalhöyük sakinlerinin kendilerine özgü semboller ve kültürel gelenekler geliştirdiğini ortaya koyuyor.
Çatalhöyük 2012’den bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde
Çatalhöyük Neolitik Kenti, 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kültürel miras olarak kaydedildi.
1405 sıra numarasıyla listede bulunan alan, UNESCO’nun 3 ve 4 numaralı kriterleri kapsamında değerlendiriliyor.
Bitişik evleri, yoğun yerleşim yapısı, sanatsal üretimleri ve binlerce yıla yayılan yaşam geçmişi, Çatalhöyük’ün erken dönem toplumsal yaşamın anlaşılmasındaki önemini ortaya koyuyor.
Duvar resimleri, ev kalıntıları ve üst üste oluşan yerleşim katmanlarıyla Çatalhöyük, Anadolu’da yerleşik hayatın gelişimine ilişkin yaklaşık 9 bin yıllık geçmişi günümüze taşıyor.
