Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Dr. Ender Saraç
Dr. Ender Saraç

SONBAHARA GİRERKEN BAĞIŞIKLIĞIMIZI NASIL GÜÇLENDİREBİLİRİZ?

Mevsim değişirken yalnızca gardırobumuzu değil, günlük alışkanlıklarımızı da gözden geçirelim. Soframız, uykumuz ve hareketimiz için yapacağımız küçük değişiklikler, sağlığımızı korumada düşündüğümüzden daha değerlidir.

Sevgili Gazete Pazar okurları,

Yazın son günlerini geride bırakıyoruz. Tatiller bitiyor, okullar açılıyor, çalışma hayatının temposu yeniden artıyor. Geç yatmaya, öğünleri atlamaya ve biraz da kendimizi ihmal etmeye alıştıysak şimdi düzenimizi toparlama zamanı.

Böyle dönemlerde akla hemen aynı soru geliyor: “Bağışıklığım için ne kullanmalıyım?”

Bir vitamin mi, bir bitki çayı mı, özel bir karışım mı?

Ben önce başka bir yere bakılmasını isterim: Nasıl besleniyorsunuz, kaç saat uyuyorsunuz, gün içinde ne kadar hareket ediyorsunuz?

Çünkü sağlığımızı yalnızca satın aldığımız ürünlerle koruyamayız. Her gece uykusuz kalıp ertesi sabah bir takviyeden bütün açığı kapatmasını beklemek gerçekçi değildir.

BAĞIŞIKLIĞIN İHTİYACI DENGE

Bağışıklığı güçlendirmek derken aslında vücudun savunma sisteminin normal ve dengeli çalışmasını desteklemekten söz ediyoruz. Bu sistemi sürekli daha fazla çalıştırmaya uğraşmak doğru bir hedef değildir.

Hiçbir yiyecek veya karışım tek başına bizi bütün enfeksiyonlardan korumaz. Sağlıklı beslenen insanlar da hastalanabilir. Buradaki amaç, bedenin ihtiyaçlarını karşılamak ve korunmak için yapabileceklerimizi günlük hayatımıza yerleştirmektir.

Sonbaharda yalnızca havanın serinlemesine odaklanmayalım. Kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmek, kalabalık sınıflar, toplu taşıma ve havasız çalışma alanları da solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını kolaylaştırabilir.

ÖNCE SOFRANIZI DÜZENLEYİN

Benim beslenmede önemsediğim noktalardan biri çeşitliliktir. Tek bir besini başrole koyup geri kalanını ihmal etmeyin.

Sofranızda sebzelere, mevsim meyvelerine, kuru baklagillere ve tam tahıllara yer açın. Yumurtayı, balığı, yoğurdu veya size uygun diğer protein kaynaklarını da unutmayın. Bağışıklık sistemi için yalnızca vitaminler değil, yeterli protein ve enerji alımı da önemlidir.

Bir öğünde mercimek çorbası, sebze yemeği ve yoğurt bulunması gayet kıymetlidir. Sağlıklı beslenmek için mutlaka pahalı, ithal veya adını ilk kez duyduğunuz ürünlere ihtiyacınız yok.

Meyveyi de mümkün olduğunca kendisiyle tüketin. Birkaç meyveyi sıkıp büyük bir bardakta içmek yerine uygun porsiyonda bütün meyve yemek, lifinden yararlanmanızı sağlar.

Şekerli içecekler ve paketli atıştırmalıklar günlük beslenmenizin merkezindeyse önce bunların sıklığını azaltın. Her şeyi bir günde değiştirmek zorunda değilsiniz. Devam ettirebildiğiniz değişiklik daha değerlidir.

BAĞIRSAKLARINIZI DA DÜŞÜNÜN

Bütüncül sağlık yaklaşımında sindirime ayrı bir önem veriyorum. Yalnızca ne yediğimiz değil, beslenme düzenimizin sindirim sistemimizle nasıl uyum sağladığı da önemli.

Bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar bağışıklık sistemiyle etkileşim içindedir. Ancak buradan “Herkes probiyotik kapsül kullanmalı” sonucu çıkarmayalım.

Önce günlük beslenmenize bakın. Sebzeler, yulaf ve kuru baklagiller gibi lif kaynaklarına yer veriyor musunuz? Size dokunmuyorsa yoğurt veya kefir tüketiyor musunuz?

Lif tüketimini birden artırmak bazı kişilerde gaz ve rahatsızlık yapabilir. Kademeli ilerlemek daha uygundur. Sürekli şişkinliği, ishali veya kabızlığı olan kişinin ihtiyacı ise rastgele bir takviye değil, nedenin değerlendirilmesidir.

Herkese aynı beslenme listesi uymaz. Kişiye özel yaklaşım tam da burada önem kazanır.

UYKUNUZDAN TASARRUF ETMEYİN

Akşam işimizi bitiriyoruz ama ekranları kapatamıyoruz. Bir video daha, bir haber daha derken uyku saati gecikiyor. Sabah da yorgun kalkıyoruz.

Uyku, günün sonunda araya sıkıştırılacak bir ihtiyaç değildir. Bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışması için de gereklidir.

Çoğu yetişkin için gecede yedi ila dokuz saat uyku uygun bir hedeftir. Süre kadar uyku kalitesi ve düzeni de önem taşır.

Mümkün olduğunca benzer saatlerde yatıp kalkın. Yatmaya yakın ağır yemeklerden kaçının. Akşam tükettiğiniz kahvenin veya koyu çayın uykunuzu etkileyip etkilemediğine dikkat edin. Telefonu yatağın içinde uzun süre kullanmamaya çalışın.

Yeterince uyuduğunuz hâlde sürekli yorgun kalkıyorsanız, yüksek sesle horluyorsanız veya uykuda nefesinizin durduğu söyleniyorsa bunu geçiştirmeyin.

BAHARATLAR VE BİTKİ ÇAYLARI NEREDE DURUYOR?

Zencefil, zerdeçal, tarçın ve karanfil mutfağımızda kullanabileceğimiz aromatik bitki ve baharatlardır. Yemeklere lezzet katabilirler. Fakat bir baharatın yararlı bileşenler içermesi, onun hastalıklardan kesin koruyan bir ilaç olduğu anlamına gelmez.

Yemekte kullanılan küçük miktarla yoğun özüt, kapsül veya çok sayıda bitkinin birleştiği karışım aynı şey değildir.

Ben bitkisel ürünlerde de kişinin sağlık durumunun dikkate alınmasını önemli buluyorum. Özellikle düzenli ilaç kullananlar, hamileler, emziren anneler ve kronik hastalığı bulunanlar gelişigüzel karışımlar tüketmemeli.

Sıcak bir içecek boğazı rahatlatabilir. Ama ateşi, nefes darlığını veya giderek ağırlaşan şikâyetleri çaylarla geçirmeye çalışmak doğru değildir.

SONBAHAR İÇİN BİR ÇAY TARİFİ

Bu noktada sonbahar için önerdiğim bir çay tarifini de paylaşmak istiyorum.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER