Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Troya’da 4 Bin Yıllık Tarih: Dokuz Kent Üst Üste Kuruldu

Çanakkale’deki Troya, dokuz ana kent katmanı, savunma yapıları ve İlyada Destanı’yla yaklaşık 4 bin yıllık geçmişi günümüze taşıyor.

Çanakkale’deki Troya, dokuz ana kent katmanı, savunma yapıları ve İlyada

Çanakkale’de bulunan Troya Arkeolojik Alanı, yaklaşık 4 bin yıllık geçmişi, üst üste kurulan yerleşimleri ve dünya edebiyatına uzanan hikâyesiyle dikkat çekiyor. Anadolu, Ege ve Balkanlar arasında önemli bir geçiş noktasında yer alan Troya, 1998 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor.

Aynı bölgede farklı dönemlerde kurulan kentlerin izlerini bir arada barındıran Troya, yalnızca bir antik yerleşim değil, binlerce yıllık kültürel değişimin takip edilebildiği arkeolojik bir alan olma özelliği taşıyor.

Troya’da dokuz ana kent katmanı bulundu

Troya’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri, aynı alanda üst üste kurulan yerleşimlerin oluşturduğu katmanlı yapı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre bölgede 9 ana kent katmanı tespit edildi. Bu ana katmanların yanı sıra kazılarda 42 yapı katı da belirlendi.

Troya’daki en eski yerleşim MÖ 3000-2500 yılları arasındaki Erken Tunç Çağı’na tarihleniyor. Kentteki yerleşim izleri ise farklı dönemler boyunca devam ederek Roma Dönemi’ne kadar ulaşıyor.

Bu yapı, Troya’yı binlerce yıl boyunca Anadolu, Ege ve Balkanlar arasındaki kültürel değişimin izlenebildiği önemli arkeolojik alanlardan biri haline getiriyor.

Çanakkale Boğazı yakınındaki stratejik konum

Troya’nın tarih boyunca önem kazanmasında bulunduğu coğrafi konum da belirleyici oldu.

Hisarlık Tepesi üzerinde kurulan antik kent, Çanakkale Boğazı’nın güney girişine yaklaşık 4,8 kilometre mesafede bulunuyor.

Troya, yüzyıllar boyunca Troas bölgesi ile Balkanlar, Anadolu, Ege ve Karadeniz arasında ticaret, göç ve kültürel etkileşim açısından önemli bir bağlantı noktası oldu.

Arkeolojik kazılarda savunma duvarları, kent kapıları, taş döşeli rampa ve savunma kulelerine ait bölümler ortaya çıkarıldı.

Aşağı kentte yürütülen çalışmalar ise Geç Tunç Çağı’nda yerleşimin yaklaşık 30 hektarlık bir alana yayıldığını gösterdi.

Troya Savaşı İlyada Destanı’yla dünyaya yayıldı

Troya’nın dünya çapında tanınmasında Homeros’un İlyada Destanı önemli bir yere sahip.

Destanda, Akhalar ile Troyalılar arasında yaşanan Troya Savaşı anlatılıyor. MÖ 13’üncü yüzyılda gerçekleştiği kabul edilen kuşatma, İlyada sayesinde binlerce yıldır edebiyat ve sanat dünyasında etkisini sürdürüyor.

Mitolojik anlatıya göre savaşın başlangıcı, Paris’in Sparta Kralı Menelaos’un eşi Helena’yı Troya’ya getirmesine dayanıyor.

Bu yönüyle Troya, arkeolojik kalıntılar ile mitoloji ve dünya edebiyatının aynı coğrafyada buluştuğu önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.

Troya kazıları 19’uncu yüzyılda başladı

Troya’daki sistemli arkeolojik çalışmalar 19’uncu yüzyıla uzanıyor.

Heinrich Schliemann’ın 1870’li yıllarda gerçekleştirdiği kazıların ardından Wilhelm Dörpfeld ve Carl Blegen gibi araştırmacılar da bölgede çalışmalar yaptı.

Yaklaşık bir buçuk asır boyunca sürdürülen araştırmalar sonucunda savunma yapılarının yanı sıra tiyatro, hamam, yapı temelleri ve kanalizasyon sistemine ilişkin kalıntılar gün yüzüne çıkarıldı.

Troya’daki erken dönem kazıları, yalnızca antik kentin tarihinin anlaşılmasına değil, arkeoloji biliminin kamuoyunda daha fazla tanınmasına da katkı sağladı.

Yunan ve Roma dönemlerinin izleri de günümüze ulaştı

Troya’nın tarihi yalnızca Tunç Çağı ile sınırlı kalmadı.

Kentte bulunan Athena Tapınağı ve kutsal alan gibi yapılar Yunan ve Roma dönemlerinin izlerini taşırken, agora çevresindeki odeion ve bouleuterion da Roma Dönemi kent düzenine ilişkin önemli kalıntılar arasında yer alıyor.

Troya çevresindeki tarihî peyzajda da farklı dönemlerin izlerine rastlanıyor. Tarih öncesi yerleşimler ve mezarlıkların yanı sıra Helenistik tümülüsler, Yunan ve Roma yerleşimleri ile Roma ve Osmanlı dönemlerine ait köprüler bölgede yer alıyor.

Troya 1998’den bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde

Troya Arkeolojik Alanı, 1998 yılında 849 sıra numarasıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kültürel miras olarak dahil edildi.

Alan, UNESCO’nun 2, 3 ve 6 numaralı Dünya Mirası kriterlerini karşılıyor.

Troya’nın Anadolu, Ege ve Balkanlar arasındaki kültürel ilişkileri yansıtması, farklı uygarlıklara binlerce yıl boyunca ev sahipliği yapması ve İlyada ile Aeneis gibi dünya edebiyatını etkileyen eserlerle bağlantısı, alanın önemini artıran başlıca unsurlar arasında bulunuyor.

Dokuz ana kent katmanı, savunma sistemleri, farklı dönemlere ait yapıları ve dünya edebiyatındaki yeriyle Troya, yaklaşık 4 bin yıllık geçmişi aynı arkeolojik alanda günümüze taşıyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

63. Altın Portakal Film Festivali’nde Rahman Altın, sağlık sorunu nedeniyle
Sıradaki Haber Altın Portakal Ulusal Jürisinde Değişiklik: Gökhan Kırdar Görevi Devraldı