Evet, yanlış okumadınız. Yıllardır cilt sağlığı ve güzelliği üzerine çalışan biri olarak bu kez size “Cildinize iyi bakın” demeyeceğim.
Bu şekilde bakacaksanız, artık cildinize bakmayın.
Çünkü son zamanlarda kliniğime başvuran danışanlarda giderek daha sık aynı tabloyla karşılaşıyorum. Ciltte hassasiyet, kızarıklık, kuruluk, ani sivilcelenmeler, daha önce olmayan lekelenmeler… İlk bakışta birbirinden farklı görünen bu problemlerin arkasından ise çoğu zaman benzer bir hikâye çıkıyor:
Çok fazla ürün kullanmak.
Üstelik bu kişiler ciltlerini ihmal eden insanlar değil. Tam tersine, ciltlerine iyi bakmaya çalışırken sorun yaşamaya başlıyorlar.
Sosyal medyada gördükleri bir serum, çok konuşulan yeni bir aktif içerik, bir başkasının “cildimi değiştirdi” diyerek önerdiği ürün, ardından başka bir ürün… Sabah başka, akşam başka bir rutin. Asitler, retinoller, peelingler, tonikler, serumlar, maskeler…
Bir süre sonra banyodaki ürün sayısı artarken cildin toleransı azalıyor.
Ve bugün kliniğime gelen pek çok kişide bunun sonuçlarını görüyorum. Cilt bariyerinin bozulduğuna, daha önce sorunsuz olan bir cildin hassaslaştığına, lekelenmeye ya da sivilcelenmeye başladığına tanık oluyorum.
İşin en çarpıcı tarafı ise şu:
Bütün bunlar cildimize bakmadığımız için değil, cildimize iyi baktığımızı zannettiğimiz için oluyor.
CİLT BAKIMI NE ZAMAN BU KADAR KARIŞIK HALE GELDİ?
Bir zamanlar cilt bakımı oldukça basit bir kavramdı. Bugün ise sosyal medya sayesinde neredeyse bir performansa dönüştü.
Raflar dolusu ürün, uzun sabah rutinleri, daha da uzun gece rutinleri… Bir ürün bitmeden yenisi çıkıyor. Bir aktif içeriği daha yeni öğrenmişken başka biri hayatımıza giriyor.
Ve bize sürekli aynı mesaj veriliyor:
Daha fazlasını kullan. Daha fazlasını sür. Cildinle daha fazla ilgilen.
Ben ise tam tersini söylemek istiyorum.
Biraz daha az.
Çünkü daha çok ürün kullanmak, cildinize daha iyi baktığınız anlamına gelmiyor.
Cildin ihtiyacı olmayan bir ürünü kullanmak bakım değildir. Başkasına iyi gelen bir içeriği kendi cildinizin ihtiyacını bilmeden kullanmak bakım değildir. Farklı aktifleri ne yaptığını bilmeden üst üste sürmek hiç değildir.
Bazen yaptığımız şey cilt bakımı değil, cildi sürekli müdahaleye maruz bırakmak.
Ve cildin de bir sınırı var.
HER İYİ ÜRÜN, SİZİN İÇİN İYİ ÜRÜN DEĞİLDİR
Beni uzun zamandır takip edenler bilir; bir cilt bakım uzmanı olmama rağmen sosyal medyada kolay kolay ürün önerip, “Bunu alın, bunu kullanın” demiyorum. Ürünlerden söz ettiğimde de mümkün olduğunca herkes için geçerli olabilecek temel konulardan bahsetmeye çalışıyorum.
Bunun çok basit bir nedeni var: Ben sizin cildinizi görmeden, tanımadan, ihtiyaçlarını bilmeden size bir ürünün iyi geleceğini nasıl söyleyebilirim?
Benim önerdiğim bir ürünü beni izleyen binlerce kişi satın alabilir. İçlerinden biri çok memnun kalırken bir başkasının cildi tahriş olabilir, sivilcelenebilir, hassaslaşabilir ya da lekelenebilir. Çünkü iyi formüle edilmiş, kaliteli bir ürün olması, o ürünün her cilt için doğru olduğu anlamına gelmez.
Kendi danışanlarımda da bu nedenle ürün önerisine hemen başlamıyorum. Önce cildi tanıyorum. İhtiyacını, hassasiyetini, yağ ve nem dengesini değerlendiriyorum. Cilt bakımını yaptıktan sonra verdiği reaksiyonu gözlemliyorum. Ancak bundan sonra evde kullanılacak ürünleri belirliyorum.
Çünkü yıllar içinde öğrendiğim çok önemli bir şey var:
Doğru ürünün cildinizi iyileştirmesi zaman alabilir. Yanlış ürün ise cildinizi çok kısa sürede bozabilir.
Bu nedenle sosyal medyada gördüğümüz her öneriyi kendi banyomuza taşımamak gerekiyor. Birinin “mucize” dediği ürün, sizin cildiniz için hiç gerekli olmayabilir. Hatta o anda cildinizin ihtiyacı yeni bir ürün değil, kullandığınız ürünlerin yarısını bırakmak olabilir.
Cilt bakımında asıl mesele çok şey kullanmak değil; neyi, neden kullandığınızı bilmektir.
İsabel İlgen

YORUMLAR